Türkiye Ziraat Odaları Birliği Dergisi Aralık 2015 Sayısı Fide Sektörü Makalesi

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Dergisi Aralık 2015 Sayısı Fide Sektörü Makalesi

TÜRKİYE’DE SEBZE FİDECİLİĞİNİN DURUMU VE BEKLENTİLER

Tohumculuk Kanunu ile birlikte fide sektörü olumlu gelişmeler kaydetti

Hibrit tohumların kullanımındaki hızlı gelişme buna bağlı olarak ta hibrit tohum üretimi ve dağıtımı ile hazır fide üretimindeki gelişmeler bu sektörlere ilişkin bir örgütlenme ihtiyacını ortaya çıkardı. Bu bağlamda 2006 yılında “Tohumculuk Kanunu” yürürlüğe girdi ve aynı yıl 41 fide işletmesi ile fide sektörü Fide Üreticileri Alt Birliği (FİDEBİRLİK) olarak kendi birliğini oluşturdu. 2015 Ekim ayı itibariyle FİDEBİRLİK üyesi işletme sayısı 105’i bulmuş bulunmaktadır (Çizelge 1).

Çizelge 1: FİDEBİRLİK’in Yıllara Göre Üye Sayısında Gelişmeler

Yıl Üye Sayısı
2008 41
2009 58
2010 70
2011 75
2012 87
2013 90
2014 91
2015 105*

 

FİDEBİRLİK, üyelerinin teknolojik olarak gelişimine katkıda bulunmak amacıyla, eğitim faaliyetlerinde bulunmakta ve bu amaçla kongre, simpozyum ve seminerler düzenlemektedir. Birliğimiz aynı zamanda Resmi makamlar ile ulusal ve uluslararası alanda fidecilik sektörünü temsil etmek ve üye kuruluşlar arasında mesleki dayanışmayı sağlamak için çalışmalar yapmaktadır.

FİDEBİRLİK 2008 yılından beri ulusal düzeyde Türkiye Tohumcular Birliği’nin 7 üyesinden biri ve 2010 yılından beri de Avrupa Fide üreticileri Birliği’nin 8 ülke üyesinden biri olarak uluslararası alanda fide sektörünü temsil etmektedir.

Sebze sektörünün hibrit tohumla başlayan serüveni hazır fideye zemin hazırladı

Türkiye sebzeciliğinin gelişmede ivme kazandığı yıl 1980’lerin hemen sonrasındaki yıllar oldu. Türk çiftçisi bu yıllarda yüksek verimli ve hastalıklara dayanıklı hibrit tohumlarla buluştu. Bu denli değerli ve verimli tohumların üretime girmesi, tabii ki üreticiyi çok daha titiz bir fide yetiştiriciliğine yöneltti. Bütün bunlara rağmen çiftçimizin samra dediği fide yetiştirme ortamı, sağlıklı bir fide için steril şartları taşımıyordu. Doğal olarak ta daha fide döneminde başlayan ve seralara taşınan hastalıklar, örtü altı sebzeciliğinin kaçınılmaz bir sıkıntısı oldu. Pahalı hibrit tohumlarındaki hastalık vb sorunlar nedeniyle çiftçimizin kendi yetiştirdiği fidelerdeki kayıplar da üretimlerine o yıllarda ekonomik zararlar verdi.

Çiftçimizin modern ve kontrollü seralarda yetişen hazır fide ile buluşması hibrit tohumların seracılıkta yaygın olarak kullanılmaya başlamasından yaklaşık olarak 15 yıl sonra olmuştur. Hazır fide sektörü bugün 600.000 dekarlık örtü altı sebzeciliğinin 1 milyar adetin üzerindeki fide ihtiyacının tamamını karşılar duruma gelmiştir.

Fide sanayii ile birlikte yaş sebze sektörü önemli bir gelişme kaydetti

Türkiye yaş sebze sektörünün yüksek teknoloji ile üretilen hazır fide ile tanışması 1995’li yıllarda oldu. Hazır sebze fidesi üreten sektörümüz, günümüzde 1.500 dekarlık modern üretim alanı ve 4 milyar adet fide üretimi ile geçtiğimiz 20 yıl içinde çok önemli mesafeler kaydetmiştir. Sektörümüz bu gelişme yıllarında ülkesel çapta yaşanan ekonomik krizlere rağmen hızla gelişmeye devam etmiştir.

2014 yılı itibariyle ülkemizde açık tarla sebze alanı 8.5 milyon dekar civarındadır. Bu alanın da hazır fide potansiyelinin 15 milyar adetin üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Bu demektir ki fide sektörü üretimi, henüz potansiyelin yüzde 30’una bile ulaşamamıştır. Bu durum yaş sebze üretim sektörünün hazır fide ihtiyacını karşılamak için çok daha fazla yatırıma gereksinim olduğunu net olarak ortaya koymaktadır.

Fide sektöründeki gelişmenin önümüzdeki 8-10 yıl içinde devam edeceği bunun da açık tarla sebzeciliğindeki hazır fideye taleple doğru orantılı olduğunu söyleyebiliriz.

Aşılı sebze fidesine talep hızla artıyor

Ülkemiz aşılı fide üretiminde büyük bir gelişme potansiyeli bulunmaktadır. Bunun ana nedeni, Avrupa’nın önde gelen örtü altı sebze sektörüne sahip ülkemizde toprakların, toprak kökenli hastalıklar bakımından bulaşık olması ve çiftçilerimizin başta domates olmak üzere aşılı fideye talebinin hızla artmasıdır. Bu nedenle toprak kökenli hastalıklara dayanım gösteren aşı anacından yararlanmak amacı ile aşılı fide kullanımı, üreticiler tarafından hayati derecede önemli bulunmaktadır.

2014 yılı itibariyle fide sektörümüzde düz fidenin yanında çevreye dost bir yöntem olan aşılı fide üretimi yapan 30 civarındaki işletme, 135 milyon adet aşılı fide üretmiş bulunmaktadır. Üretilen aşılı fidenin % 90’nından fazlasını domates ve karpuz oluşturmaktadır. Aşı anaçlarındaki özellikler geliştikçe bu yöntemin biber, patlıcan, hıyar ve karpuz türleri için de büyük oranlarda üretileceği beklenmektedir.

Sektörün en önemli sorunu tohum kalitesi ve yetiştirme çevresinden kaynaklanan hastalıklardır

Tabii tohum kalitesi deyince ilk akla gelen tohumdaki Avrupa Birliği standartlarının altındaki çimlenme oranı olmaktadır. Uluslar arası Tohum Federasyonu (ISTA) standartlarına göre sebze tohumlarındaki çimlenme minimum % 75 olması gerekmektedir. Bu oran da laboratuar şartlarındaki 2-3 günde çimlenmeye tekabül etmektedir. Fide üretim seralarında çimlenme ise kademeli olarak 8-10 güne yayılmaktadır.  Bu durum da, fide kalitesinden teslimat planlamasına kadar pek çok faktörü olumsuz olarak etkilemektedir. Birliğimiz bu sorunu Avrupa Fide Üreticileri Birliği nezdinde görüşmelere açmış bulunmaktadır. Konuya ilişkin olarak başlayan çalışmalarda ana amaç, çimlenme normlarında sera yetiştirme şartlarının dikkate alınmasıdır.

Tohumla taşınan ve yetiştirme çevresinden kaynaklanan hastalıklar sadece bizim değil, bütün ülkelerin tohum ve fide sektörlerinin ana sorunlarından birisidir. Bu konunun çözümü, modern teşhis laboratuarlarının kurulmasında yatmaktadır. FİDEBİRLİK, Türkiye Tohumcular Birliği ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nezdinde özellikle tohum ve fide sektörlerine hizmet verecek bu tür laboratuarların kurulması için başvuruda bulunmuştur. 2016 yılında konuya ilişkin bazı gelişmeler olacağına inanıyoruz.

Fidelere uygulanan farklı ve yüksek KDV oranları çiftçilerimizin önemli şikayet konularından birisidir

Birliğimiz kurulduğundan beri bu sorunun halli için Bakanlığımız nezdinde yoğun bir çalışma yapmıştır ve yapmaya da devam edecektir. Bütün bu çabalara rağmen Bakanlığımız, Maliye Bakanlığı’ndan çözüm için bir destek görememiştir. Ülkemizde bazı defterdarlıklar fidelere tek bir KDV uygulaması ile % 8 oranını uygulamaktadır. Çoğu defterdarlık ise % 8 ve yüzde % 18 oranında iki KDV uygulaması yapmaktadır. Öncelikle bu karmaşanın giderilmesi ve % 8 gibi tek bir KDV uygulamasına gidilmesi gerekmektedir. Fidelere uygulanan yüzde 18 KDV çiftçimiz için çok yüksek bir orandır ve doğrudan çiftçinin ürün maliyetini artıran bir unsurdur. Zira çiftçinin KDV’yi mahsup imkanı bulunmamaktadır.

Fide fiyatlarındaki gelişmeler maliyetlerdeki önemli artışlara rağmen makul düzeyde seyretmektedir

2015 yılında fide fiyatlarındaki artışlar, Antalya ve Mersin Ziraat Odalarına üye çiftçiler tarafından yüksek bulunmuş ve bu durum bölge başkanlıklarına bildirilmiştir. Birliğimiz ve ilgili Odanın Bölge Başkanlıkları ile yönetimimiz arasında yapılan toplantılarda söz konusu artışlar analiz edilerek değerlendirilmiştir.

Yaptığımız hesaplara göre, fidenin önemli bir girdisi olan tohum fiyatları, işçilik maliyetleri ve döviz kurlarında 2012-2015 yılları arasında ortalama olarak % 72 bir artış olduğu, buna mukabil fide fiyatlarındaki artışın ise % 33’te kaldığı belirlenmiştir. Bu değerlendirmeden anlaşıldığı gibi sektördeki fide üreticilerimiz, bu dönemdeki artışları makul bir düzeyde tutarak çiftçilerimizi mağdur etmemiştir. Birliğimiz yöneticileri olarak bizler de çiftçilerimizin bu gelişmeyi anlayışla karşılamalarından mutluluk duyduğumuzu belirtmek isterim.

Üretimin ve tarımda büyümenin temelinde çiftçimizin olduğu bilinci ile fide sektörü olarak hizmetlerimize devam edeceğiz.

 

Mümin Şahin

Yönetim Kurulu Başkanı