Tarım Türk Dergisi Mayıs 2017 Sayısı FİDEBİRLİK Başkanı ile Röportaj

Tarım Türk Dergisi Mayıs 2017 Sayısı FİDEBİRLİK Başkanı ile Röportaj

  1. Türkiye’de fide üretiminin gelişiminden bahseder misiniz? Geçmişten günümüze fideciliğin tarım sektörüne ve ekonomiye katkısı nedir?

Fide sektörü ilk güç birliğini, 26 Haziran 2005 tarihinde Antalya İlinde üretim faaliyetinde bulunan 10 işletmemizin kurucu üyeliği ile Fide Üreticileri Derneği olarak sağlamıştır. 2006 yılında yürürlüğe giren 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile Tohumluk Sektöründe yeniden yapılanmaya gidilmesi sonucunda yine Dernek üyelerinin ve 41 kurucu üyenin katılımı ile Fide Üreticileri Birliği kurulmuştur.

Fide Üreticileri Birliği’nin kuruluş yılı olan 2008 yılında Birliğin kurucu üyesi olan 41 fide üreticisinin 35’i Antalya İlinde faaliyet gösteriyordu. 2016 yılı sonu itibariyle FİDEBİRLİK’in üye sayısı 111’i buldu ve bu üyelerin 51’i yine Antalya İlinde faaliyet gösteren işletmeler oldu. Yıllar itibariyle hazır fidenin gerek kalite ve gerekse çiftçi tarafından kullanım pratiğinin kavranması nedeniyle sektör, Ülkemizdeki hemen hemen bütün coğrafi alanlarda açık tarla sebzeciliği için de üretilmeye başlandı.

Fideciliğin tarım sektörü ve ekonomiye katkısına gelince; tabii ki bu konuda söylenecek çok şey var. Bunlardan ilki ve en önemlisi fide maliyetinin yarısından fazlasını oluşturan pahalı hibrit tohumlarından tasarruftur. Çiftçi şartlarında ve hijyenik olmayan koşullarda yapılan geleneksel fide yetiştiriciliğinde gerek hastalıklar gerekse yetiştirme sisteminden kaynaklanan sorunlar nedeniyle önemli oranda tohum, dolayısıyla fide kaybı bulunmaktaydı. En başta bu sorun büyük oranda önlenmiş oldu. Hazır fidenin çiftçiye 2. Önemli katkısı ise hijyenik koşullarda yetiştirilen hazır fidede doğal olarak çok daha az hastalık görünmesi nedeniyle bu durumun çiftçiye de yansıması ve çiftçinin de daha az zirai ilaç kullanımı ile çevre ve insan sağlığına olumlu katkılarda bulunmasıdır.

  1. FİDEBİRLİK’in faaliyetlerinden bahseder misiniz?

FİDEBİRLİK’in Tohumculuk Kanunu uyarınca, üyeleri arasında mesleki dayanışma ve iletişimi sağlamak, üyelerini bilgilendirmek amacıyla konferans, seminer vb. eğitim faaliyetlerinde bulunmak, konuları ile ilgili rapor yayın yapmak ve ilgili yerlere sunmak, sektörün sorunlarını dile getirmek gibi görev ve yetkileri bulunmaktadır.

Kanunla verilen bu görev ve yetkiler çerçevesinde Birliğimiz her yıl üyeler ve sektör paydaşlarına başta “Üretim Tesislerinde Görülen Fide Hastalıkları ve Hijyen Önlemleri” olmak üzere çok sayıda eğitim vermektedir. Birliğimiz Türkiye Tohumcular Birliği’ne üyeliğinin yanında Avrupa Fide Üreticileri Birliği’ne (EU PLANT) de üyedir. Temsilcilerimiz, üyesi olduğumuz bu birliğin her yıl değişik ülkelerde yapılan kongre ve sempozyumlarına katılarak modern fide üretimine ilişkin gelişmeleri takip etmekte ve gelişmelere ilişkin olarak da Birlik olarak üyelerimizi bilgilendirmekteyiz.

Bu yıl ayrıca fide sektörünün ihtiyacı olan FİDECİNİN EL KİTABI’nı üyelerimizin kullanımına kazandırdık. Bu tür yayınlarla üyelerimizi gerek tohum ve yetiştirme çevresinden kaynaklanan hastalıklar ve gerekse çözüm önerileri konusunda bilgilendirme imkânı bulmaya çalışıyoruz.

  1. Fide sektörünün temel sorunları sizce nedir?

Fide sektörünün temel sorunlarını 2 kategoriye ayırabiliriz;

Bunlardan ilki ve en önemlisi; sektörün tohum, fide yetiştirme ve çiftçi koşullarındaki kalite kontrol ve üretim hatalarından kaynaklanan sorunlarını belirleyecek bağımsız ve akredite bir tanı laboratuvarının olmamasıdır. Bu eksiklik her yıl tohumcu kuruluşlar, fide işletmeleri ve çiftçiler arasında hukuki davalara kadar gidecek bir sorunlar yumağı oluşturmaktadır. Neyse ki Birliğimizin gerek Türkiye Tohumcular Birliği ve bağlı birliklerin nezdinde ve gerekse Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nezdinde 7-8 yıldır yaptığı girişimler ses getirdi ve bu sorunun çözümü için ümit verici adımlar atılmaya başlandı. Bu laboratuvarın kurulması halinde, tohumluk sektörünün ve üyelerimizin de ileriye dönük bir kalite güvence sistemine kavuşacağı inancını taşıyoruz. Bu proje, gerçekleşmesi halinde ileriye dönük bir AR-GE merkezine dönüşebilir hatta dönüşmelidir de. Bu hayalin gerçekleşmesi, sektörlerimiz için stratejik bir öneme sahiptir. Bize göre bu proje Tohumculuk Sektörünün olmazsa olmazıdır.

İkincil derecede önemli sorunlar demetini ise, fidelere uygulanan yüksek KDV oranları, fide sektörünün KOBİ kapsamına alınmaması, emek yoğun olan bu iş kolunda 50 işçi sınırına kadar uygulanan ihbar ve kıdem tazminatından muafiyet gibi güncel konular oluşturmaktadır. Bu sorunların zaman içinde Türkiye Tohumcular Birliği’nin girişimi ve Bakanlığımızın anlayışı ve yardımları ile çözüm bulacağına inanıyoruz.

  1. Hükümetin fide sektörüne verdiği destekleri yeterli buluyor musunuz?

Tabii ki başta turizm sektörü olmak üzere tarım sektörünün dönemsel olarak yaşadığı sıkıntılar nedeniyle kamu desteklerine Birlik olarak ihtiyacımız her zamankinden daha fazladır. Bu dönemde çiftçimizin alım gücü giderek düşmektedir. Konuya ilişkin olarak gerek Türkiye Tohumcular Birliği ve gerekse Bakanlığımız nezdinde yaptığımız girişimlerle, çiftçinin ürün maliyetinde önemli bir payı olan hazır fidenin desteklenmesi gerektiğini yetkili mercilere iletmiş bulunmaktayız. Bakanlığımızın da böyle bir desteğe olumlu yaklaştığını memnuniyetle gözlemlemekteyiz. Bu nedenle bu yıl içinde çiftçiye fide alım desteğinin çıkacağına inancımız tamdır.

  1. Türkiye’de Antalya’nın fide üretimindeki yeri nedir?

2016 yılı sonu itibariyle mevcut 111 üyemizin 51’i Antalya Bölgesinde faaliyet göstermekte idi. Antalya, Birliğin kuruluşundan beri dün olduğu gibi bugün de fide sektörünün neşet ettiği yer olarak hep merkezi konumunu korumuştur. Bunda tabii ki aşağıdaki nedenler önemli rol oynamıştır:

  • Türkiye’deki Örtü Altı Tarım Alanlarının %38’i Antalya’da bulunmaktadır.
  • Türkiye’de bulunan 155 sebze tohumu üretimi, ithalatı ve ihracatı yapan özel sektör kuruluşunun 71’i (%46) Antalya’da faaliyet göstermektedir.
  • Antalya’da faaliyet gösteren fide işletmeleri, 2016 yılında üretilen 3 milyar adet civarındaki fidenin %40’nı gerçekleştirmiştir.

Özet olarak fide sektörü yıllar itibariyle bütün coğrafi bölgelerimizde üretilmeye başlasa bile bu sektörün kalbi Antalya’da atmaktadır diyebiliriz. Ayıca bütün bu nedenlerle de Tohumculuk sektörünün diğer 7 birliğinin merkezinin Ankara olmasına rağmen, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız Fide Üreticileri Birliği’nin merkezinin Antalya olmasını uygun bulmuştur.

  1. Eklemek istediğiniz bir husus var mıdır Başkanım?

Fide sektörü için önemli bir hususu da bu son bölümde belirtmek isterim. Bu da sektörün aşılı fidede geldiği durumdur. Aşılı fide, geçmişte toprak kökenli hastalıklara karşı geliştirilen ve uzun yıllar kullanılan metil bromid olarak bilinen toprak dezenfektanına alternatif olarak geliştirilen çok önemli bir üretim tekniğidir. Aşılı fidede anaç olarak kullanılan çeşitler pek çok toprak hastalığına dayanım göstermektedir ve bu nedenle de çiftçilerin tercih etmeye başladığı bir tekniktir. Metil bromidin insan ve çevre sağlığını tehdit eden önemli bir kimyasal olduğunun anlaşılmasını takiben 2009 yılında Türkiye’de yasaklanmasından sonra aşılı fide bir umut olarak görülmüş ve geç de olsa ülkemizde bu boşluğu doldurmaya başlamıştır.

2001 yılında 250.000 adet olarak gerçekleşen bu üretim, 2015 yılı sonu itibariyle 175 milyonu bulmuştur. 2016 yılında bu miktar 144 milyona düşmüştür. Bu düşüşün ana nedenlerinden biri aşılı fidenin standart fideye göre 2-3 katı daha pahalı olmasıdır. Yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle çiftçimizin alım gücünün düşmesi bu üretimin düşmesinin ana nedenlerinden birisidir.

Bu nedenle Birliğimiz çiftçiye verilmesi düşünülen fide alım desteğinin aşılı fide alımlarında daha yüksek oranlarda tutulmasını talep etmektedir. Bakanlığımızın da bu talebimizi anlayışla karşılayarak, insan ve çevre sağlığı bakımından çok önemli katkıları bulunan aşılı fide için desteği kabul edilebilir bir düzeyde belirleyeceğine inancımız tamdır.

Rahmi KANDEMİR

Yönetim Kurulu Başkanı